Kuşlarla uyanmak, 40 yağmur damlası gibi şiir kitapları ve çeşitli çocuk dergilerindeki şiirleriyle tanıdığımız şair Mustafa Ökkeş Evren’ in Salıncak yayınlarından çıkan masal kitabı Naribik, ondört eserden oluşan bir masal-hikaye; ya da masal-öykü kitabı. Kitabı oluşturan eserler yer yer klasik masal tekerlemelerine benzeyen tekerlemeler, insan dışında kişileştirilmiş kahramanlarla bir masal olma özelliği taşırken; anlatıcı uslubu ve hayatın içinden seçtiği konularla hikaye olma özelliği taşıyor. Eserlerin geneline hakim olan şiirsel ifadeler ve duygusal tema dimağımızda öykü tadı uyandırıyor.
Konularını çocukların gündeminden ve hareketli hayal dünyasından seçen yazar, bu konuda oldukça seçici davranmış. Kitabın ilk eseri olan çocukluğa açılan kapı, sürekli duyduğumuz “içimdeki çocuk” muhabbetinden bir kapıyla ayrılıyor. İçinde yıllarca kapalı duran çocukluk kapısını açmak isteyen; ama doğru soruyu bulmakta zorlanan bir yetişkinin anlatıldığı masalla yazar adeta çocukluğuna açılan kapıdan girmiş, okuyucuyu da bu dünyaya davet etmiştir.
“Göğün Kalp Atışları”; çocuk-Allah ilişkisini yağmur duası örneğiyle anlatmış.
Sayıların dünyasında geçen “Bir varmış” masalı “bir”in masalını anlatıyor. Bu masalda biri çekemeyen içi boş sıfırın birle olan hikayesi, bildiğimiz şahsiyet ve rakamlar hikayesini akla getiriyor.
“Önce söz vardı” gibi iddialı bir cümleyle başlayan “Kurşun Kalem” masalı, giriş bölümünde sözlü yazılı gelenek eleştirisi yapıyor adeta. Sözlü geleneğin varlığını yazılı geleneğe borçlu olması, kalemin yazılı geleneğin oluşmasındaki rolü… Bir masal için oldukça ilginç bir giriş. Kurşun kalem masalında yazar üslup arayışlarına bir yenisini daha ekliyor. Kalemle sözün kavgasına ahengiyle son veren müziği hemen yerine uğurlayıp “Bu masalda müziğin yeri bu kadardı ” diyerek esere müdahale ediyor. Ardından “söz uçar yazı kalır” tartışmasına da son noktayı koyup, ana kahramanlar olan kalemlerin masalını anlatmaya başlıyor. Kalemlerin kavgası son anda sahneye giren çocuğun bilge kurşun kalemi seçmesiyle son buluyor. Bu masalda tiyatral anlatımın ön planda olduğunu düşünüyorum .
Bir masal ülkesinde develer şarkıcı, pireler kuaför olursa o ülkenin çocukları başbakanın dağıttığı hediyeyi beğenirmi? “Hiç bitmeyen hediye” çocukların bitmeyen hediye isteğine çözüm arayan bir başbakanın bakanlar kurulunu toplayıp eğitim bakanının önerisiyle çocuklara masal kitabı dağıtmasını anlatıyor. Çocuklardan yana bir dünya kuran yazar, büyüklere eğitim alanında yeni bir bakış önerirken, çocuklara gerçekten değerli olanı işaret ediyor.
“Yıldız Şekeri”; çocuk-Ramazan ilişkisini anlatan anlamlı bir Ramazan masalı.
“İzmir Köftesi”; annemizin sevmediğimiz yemekler için arkamızdan ağlar espirisine gönderme yapan çocukluk hatırası tadında bir hikaye. Ancak bu defa yemekler İzmir köftesinden başka yemeğe yüz vermeyen kahramanımızla sıkı bir kavgaya tutuşur ve kazanan yemekler olur. Masalın sonunda çocuk beklendiği gibi hatasını anlayıp yemeklerle barışmaz. En sonunda kazanan çocukluk olur.
“Korkunun Korkusu”; soyut bir kavram olan korkuyu “korku adında iki kardeş yaşarmış” diye kendi içinde ikiye ayırarak anlatmış. Kelimeleri dahası insan duygularını değişebilir yönüyle ele alan masal, klasik masaldaki iyi kötü savaşından bu tümden gelim yöntemiyle ayrılıyor. Bu yaklaşım, şair olan masalcının az kelimeyle çok şey anlatma isteği , yani şair tasarrufuyla da açıklanabilir belki, kimbilir? Ama şu bir gerçek ki, çocuklara anlatılması zor soyut bir kavramı kişileştirmedeki başarısı bu masalı özel kılıyor. Korkunun Korkusu, korkuyu korkutan değil; ikna eden bir masal.
”Baloncu Dede”; korktuğu başına gelen bir balonun masalı. Mutlu sonla bitmeyen masal sorularla bitiyor. Sorduğu sorularla çocuk okurunu düşünmeye sevk eden yazar, sanki çocukları üzmemek için, mutlu bir sona işaret etmekten kendini alamamış.
Kitaba ismini veren “Naribik” masalı; yaşadığı yeri beğenmeyip, yeni yerler umuduyla terk-i diyar eyleyen toy bir horozun masalı. Kavafisin gidecek başka bir yer yok şiirini anımsatan masal yine mutlu bir sonla değil de soruyla bitiyor.
“Oyuncaksız Oyun”; diğer oyunlarına yüz vermeyip sürekli bilgisayarıyla oynayan bir çocuğun bütün oyuncaklarına zarar verince oyuncaklarından mahrum olma cezası almasını anlatıyor. Çocuğun olduğu yerde, oyuncak kavramının sınırsızlığına vurgu yapan masalcı, suç-ceza-pişmanlık-mutlu son sıralamasına riayet etmiyor. Bu cezanın sonunda çocuk, yeni oyunlar oyuncaklar keşfediyor ki, bu yine çocukluğun zaferidir.
“Eskici”; tam bir eski zamanlar masalı. Bilgisayara kurban giden mahalle oyunlarına, televizyona yenilen komşuluklara bu kısacık masalla özlem dolu bir selam göndermiş yazar.
Rakamları kişileştirmedeki başarısını harfler masalında da gösteren yazar,” Kavgacı Harfler” masalını bu defa mutlu sonla bitirmiş.
Kitabın son hikayesi olan “Babamın Kütüphanesi” de kapısından girdiği çocukluğu çocuğunun masal kitaplarıyla keşfeden bir yetişkinin masalıdır.
Naribik kitabında Evren, şair olmasının verdiği bir avantajla dilin bütün imkanlarını, zaman zaman birbirine geçişen türleri başarıyla kullanmış. Şair üslubundan yansıyan şiirsel devrik cümleler, sade ve ritmik ifadelerle eserlerin yer yer şiire evrilmesi kitabın çocuklarca da kolay okunur ve akıcı olmasını sağlamış. Kitabı okuyup bitirdiğimizde aslında konu olarak birbirinden kopuk gibi duran on dört eserin dimağımızda bıraktığı ortak bir duygu var: iyi kitapların okuyucu da bıraktığı iyi duygular…
Evren, Günümüzün görsel ve dijital imkanlarından alabildiğine faydalanan, sabırsız, avutulması zor çocuklarına; iyiliğin, kanaatin, sabrın , duanın, gökyüzünün masalını anlatıyor. Çocukları kırlara gökyüzüne yağmura ve oyunlara çağırıyor.
Bazı masalların girişinde kullandığı klasik modern arası tekerlemeler şairin eserlerindeki arka planı ele veriyor. Bütün masalların hep alışılageldiği gibi mutlu sonla bitmemesi, yazarın eserlerini yazarken hikaye-masal ayrımı yapmaması, anlatıcı üslubunun yanında çocuğa sorular sorarak işaret eden üslubuyla olanı biteni sorgulatması… Yazarın göze çarpan üslup özellikleri. Bunun dışında korkunun korkusu, kurşunkalem gibi masallarda yeni üslup arayışlarında olduğu izlenimi uyandırdı bende.
Kurgularda aşırı fantastik ögelere yer vermeyen yazar masal olağan dışılığını eşyayı canlı gibi gören çocuksu bakış ve hayal gücüyle sağlamış. Masal kahramanlarını, mekanları , olayları ayrıntılı betimlemelerden uzak tutarak vurgulamak istediği değeri ön plana çıkarmış. Kimi zaman birinci ağızdan anlattığı masalları, kimi zaman bir masal anlatıcısının ağzından anlatmış.
Çocuk özneyi muhatap alırken onların hayal dünyasının işleyişinden yola çıkan bir eserle, masal dünyasına merhaba diyen Evren’ den kurgusal fırtınalardan uzak, kısa soluklu, çocuklara anlatmak istediği değeri şiirsel ve sözü yormadan anlatan başka masallarda okuruz umarım. Çocuklara eser vermenin estetik açıdan büyüklere eser vermekten daha az önemli olmadığı gerçeğinin farkında olan, çocuğa çevresinde olup bitene, eşyaya şairane bir gözle bakmayı teklif eden Naribik; çocuklar için; hiç bitmeyen bir hediye…
Sümeyra Solmaz